((( Uyarı )))
Bu kursta gönderilecek olan bilgi, strateji ve taktiklerin tamamı tavsiye niteliğindedir.
Hiçbir teknik sonuçları garanti etmez. Bununla birlikte, paylaşılacak olan tekniklerin sana faydalı olacağı sanılmaktadır.
Sana ciddi anlamda yardımcı olabileceği değerlendirilmektedir.
Bu kursta gönderilecek olan bilgi, strateji ve taktiklerin tamamı tavsiye niteliğindedir.
Hiçbir teknik sonuçları garanti etmez. Bununla birlikte, paylaşılacak olan tekniklerin sana faydalı olacağı sanılmaktadır.
Sana ciddi anlamda yardımcı olabileceği değerlendirilmektedir.
Ben kimim?
Çok kısa…
Yaşam serüvenim 17.08.1985 yılında başladı.
Çok kısa…
Yaşam serüvenim 17.08.1985 yılında başladı.
Orduda doğmuşum
İlkokulu İstanbulda ortaokulu köyde okudum.
Çok başarılı bir öğrenciydim hatta arkadaşlarım 4. sınıfta öğrenmenin beni daha çok sevdiğini düşünerek
ekmeğimin arasına sinir ilacı koymayı planlamışlar.Sonradan itiraf ettiler.::)))
Çocukluğum okul hayatı olarak çok başarılı ama aile hayatı olarak berbat geçti.
Annem tarafından hep hakaretle şiddetle hayatım geçti..Bol bol ağladım.
Başkalarının araya girmesiyle annem ikna edildi ve sınavını kazandığım
Sağlık meslek lisesi diş protez teknisyenliği bölümüne kayıt oldum.onlar köydeydi .
Ben 4 yıl amcamlarda kaldım.onlar beni okuttu .her hafta sonu köye gittiğimde annem sayesinde gözüm yaşlı okuluma geri döndüm
Lise hayatım bittiğnde annem babam boşandı .Eğer annem babam bir olsaydı annme beni okutmazdı.kız kısmısı okumaz başına bir iş gelir mantığı vardı onda.
Böylelikle üniversite hayatım başladı. istanbul Üniversitesi diş protez teknikerliği bölümü
2 yıl okudum ve daha sonra liseden tanıdığım eşimle evlilik yaptım. 1 oğlum var 11 yaşında ..
bu e-kamp almış olduğun başka hiçbir eğitime benzemez.
OĞLUM 8 AYLIKKEN ATAMAM OLDU MEMUR OLARAK HAKKARİYE ATANDIM 7 AYSONRA ORDUYA MEMLEKETE TAYİNİM ÇIKTI.ŞUAN 10 YILLIK MEMURUM .VE 2. İŞİMLEDE İLGİLENİYORUM
Ne kitaplarda okuyabilirsin. Ne de şirketinde bunlar sana öğretilir.
Network hayatında artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Olamaz.
Bugünün tarihini bir kenara not al.
Hiçbir şey tesadüf değildir. Karşılaşmamız bugüne kısmetmiş.
50 gün sonra tam anlamıyla siyah-kuşak, profesyonel bir networkçü olacaksın.
50 gün ve sonrasında, bir daha hiç kimse sana HAYIR diyemeyecek Lale.
Artık hiç kimse tarafından reddedilemeyeceksin.
Seni daha evvel dinlemeyen akrabaların senden sunum dinlemek isteyecekler.
Seni daha evvel bir türlü dinlemeyen, seninle belki de dalga geçen arkadaşların senden sunumu dinlemek için sana yalvaracaklar.
"Boş işler bu işler . Bizi bu tür saçma sapan işlerle meşkul etme”
Seni daha evvel dinlemeyen akrabaların senden sunum dinlemek isteyecekler.
Seni daha evvel bir türlü dinlemeyen, seninle belki de dalga geçen arkadaşların senden sunumu dinlemek için sana yalvaracaklar.
"Boş işler bu işler . Bizi bu tür saçma sapan işlerle meşkul etme”
“Ben daha reel işlerle ilgileniyorum”
“Bu zincir işleri falan bize uymaz" diyen o insanlar da, senden sunum dinlemek için sana yalvaracaklar.
Sana söz veriyorum.
Yeni tanıştığın insanlarla artık çok daha rahat bir şekilde iletişim kurabileceksin.
Sıkılmadan…Gayet rahat bir şekilde.
Onlarla gayet güvenli bir şekilde konuşacaksın.
Yeni tanıştığın insanlarla artık çok daha rahat bir şekilde iletişim kurabileceksin.
Sıkılmadan…Gayet rahat bir şekilde.
Onlarla gayet güvenli bir şekilde konuşacaksın.
İnsanlar, seni aramaya başlayacaklar.
e-kamp süresince öğreneceğin strateji ve taktikler, Ağ Pazarlama endüstrisinde şu ana kadar uygulanagelen klasik strateji/taktiklerden biraz farklı olacak.
e-kamp süresince öğreneceğin strateji ve taktikler, Ağ Pazarlama endüstrisinde şu ana kadar uygulanagelen klasik strateji/taktiklerden biraz farklı olacak.
Şaşırabilirsin.
Olsun. Şaşır.
Ben de ilk zaman çok şaşırmıştım.
Sonra alışıyorsun.
Bir distribütör olarak amacın eğer;
Bir distribütör olarak amacın eğer;
- daha fazla sayıda insanla konuşmaksa,
- bu insanlara kendini buldurmaksa (sen onları bulmuyorsun dikkat et. Onlar seni buluyor!!!)
- bu süreci senden bağımsız bir şekilde otopilota bağlamaksa, (yani müşteri ve/veya aday bulmak zorunda kalmayacaksın, onlar seni bulacak ve bu senden bağımsız bir şekilde 7/24 olacak. Bu fikri ilk kez keşfettiğimde, bunun mümkün olabileceğini ilk kez keşfettiğimde çok heyecanlanmıştım. Haftalarca gözüme uyku girmemişti.
- Müşteri ve/veya aday takibini senden bağımsız, 7/24, otomatik olarak yapmaksa, (ki bu sana zaman kazandırır ve sevdiğin şeylerle vakit geçirme özgürlüğü sağlar)
- Adayları senden bağımsız 7/24, otomatik bir şekilde takip etmekse,
- Müşterileri ve/veya adayları senden bağımsız olarak 7/24, otomatik olarak, işi inşa etmek isteyen istekli bir distribütöre dönüştürmekse
sana gelecek olan e-mail dersler sana bunları nasıl yapacağını öğretecektir.
Her gün 1 tane email gelir.
Bazıları gereksiz veya önemsiz veya spam kutularına da düşebiliyor.
O kutuları da kontrol etmeyi atlama.
Her gün 1 tane email gelir.
Bazıları gereksiz veya önemsiz veya spam kutularına da düşebiliyor.
O kutuları da kontrol etmeyi atlama.
“Nasılsın? İyi misin? İşler nasıl gidiyor?” diye hal hatır sorsam, “Geç bu muhabbetleri. Arkasından neyin geleceğini biliyoruz biz. Haydi anam, naş naş başka kapıya” diye dalga geçerlerdi.
Bazen hala düşünüyorum. Ben neden devam etmişim?
Neyin davasını güdüyormuşum?
1. Kendimle yarış halinde olmayı seviyorum.
2. Deneyip ilk başarısızlığı tattığım, hem de insanlar tarafından suratıma tokat gibi vurularak tattığım bir iş bana dayanılmaz çekici geliyor.
3. Kendimi kendime karşı ıspat etmek benim için dayanılmaz bir zevk.
4. Param yoktu
5. Kendi işimi yapmak istiyordum
6. Risk almaktan korkuyordum
Normalde konuştuğun insanlar konu bu iş olunca telefona çıkmazlar.
Senin de başına geldi mi? :)
Seni hayatta en iyi ben anlarım.
İnsanlara bi haller olur.
Bi acayip, artis artis hareketler yaparlar.
İnsanın sinirini bozarlar.
Başına geldi mi hiç?
Evet?
İnsanlar senden kaçtı mı hiç?
Seni görünce yollarını değiştirdiler mi?
Seni en iyi ben anlarım.
Kendini cüzzamlı birisiymiş gibi hissetmeye başlarsın.
Yaşadım. Aynen yaşadım…
Bedava zehir versen içerler ama senin sağlıklı ürününün tadına bile bakmazlar.
Suratlarını ekşitirler. Suratına yumruğu gömesin gelir J
Başına geliyor mu böyle şeyler senin de?
12 sene bunları yaşadım ben.
Bazıları sana tavsiyelerde bulunur. Akıl verir.
Açlıktan nefesleri kokar ancak, konu eğer para vs olunca bir anda uzman kesiliverirler. Sana tavsiye verirler.
Bu örnekleri yaşadın mı?
Bazıları ağızlarını yaya yaya konuşurlar.
Kaşınarak, geviş getiriyormuş gibi konuşanlar vardır.
Hepsini gördüm. Yüzlercesini gördüm.
Bu LALE ne insan formları gördü bu sektörde bugüne kadar…
Yazsam kitap olur..
Yazdım gerçi…
"Ya LALE bırak şu işleri baba..Türkiye çoook gördü bunları. Git kendine adam gibi bir iş bul.”
Bazılarının beyinlerinde bir ışık yanıverir.
“Yavuz sen bunları boşver de. Gel bir seninle İzmir Atomu işi yapalım. Onda daha çok vitamin var”
Bazıları “Allahın Amerikalısı üretmiş. Neden biz üretmiyoruz. Biz üretelim bu ürünleri!” der.
Derler de derler…
İnsanlar ne çok şey bilir.
Bilgisi olmayıp fikri olan niteliksiz nicelik.
İçimden bir gün hepsine meydan okudum.
Bir yemin ettim ve dedim ki;
“Bir gün göstereceğim!”Gösterdim.
Bu sefer; “Sen yaparsın tabi” dediler.
“Biz senin başaracağından zaten adımız gibi emindik” dediler.
Ne yapsan yaranamazsın J
Network’e nasıl başladım?
BİR ARKADAŞIN GÜNÜ VARDI.Oradaydım. baktım oraya birileri gelmiş herkese ücretsiz cilt bakımı yapıyorlar.
BİR ARKADAŞIN GÜNÜ VARDI.Oradaydım. baktım oraya birileri gelmiş herkese ücretsiz cilt bakımı yapıyorlar.
Bana dediler lale sen bu işi yaparsın dedim amann hiç uğraşamam ben önceden kaç kere denedim. Ama orda toplantı yapan kadını çok başarılı buldum bende bir güven oluşturdu o beni desteklerse onunla birlikte çalışırsam belki biraz para kazanırım dedim.borçlarım vardı. Memur maaşım yetmiyordu.Eşim çalışmıyordu.Denemekten birşey çıkmaz dedim.
Lüks hayattan bahsediliyordu.
Restoranta gitmişler. Artık ücret kısmına bakmadan sipariş verebiliyorlarmış gibi bir şeyler dinlediğimi hatırlıyorum. Gıcık olmuştum.
Sonra başka bir kişinin başka kişilerin ses kayıtlarını dinlediğimi hatırlıyorum.
Tek bir cümle yaşamımı kökten değiştirmeye yetmişti.
“Ya yaşadığınız gibi inanırsınız. Ya da inandığınız gibi yaşarsınız!” cümlesi.
İnsanın hayatında bu tür dönüm anları var işte.
Zaten prensipte kalbimde, “evet ben varım” demiştim.
Ve başladım.
Sponsorum bana sunum nasıl yapılır eğitimini vermişti.
Bir kaç broşür vermişti.
İlk hazırlıkları yaptım. Liste çalışması.
Bir başıma sunum yapmaya başlamıştım.
Çok heyecanlıydım. Herkes bana katılacaktı.
Bir başıma sunum yapmaya başlamıştım.
Çok heyecanlıydım. Herkes bana katılacaktı.
Ekibin hızla büyüdüğünü görüyordum.
Hayallerimin gerçekleşmesi artık an meselesiydi.
Bu iş çok yeniydi. Henüz hiç kimse bilmiyordu diye düşünüyordum. "Bu işi eğer ben duymadıysam kimse duymamıştır" diye düşünüyordum.
Ne kadar yanılmış olduğumu anlamam çok uzun sürmedi.
Ne kadar yanılmış olduğumu anlamam çok uzun sürmedi.
Bu işi insanlar muhtemelen ilk kez benden dinleyeceklerdi.
Hızla bana katılacaklardı.
Ben de hızla zengin olacaktım.
(Ağ Pazarlama işinin gerçekte sadece bir para kazanma işi olmadığını, olamayacağını, aslında tam anlamı ile bir özgürleşme projesi olduğunu da yıllar sonra anlayacaktım)
"Bu alan henüz keşfedilmemiş bakir bir alan" şeklinde düşünüyordum.
O kadar büyük bir ticari zekaya sahiptim ya, olayı hemen çözüvermiştim.
Hızla bana katılacaklardı.
Ben de hızla zengin olacaktım.
(Ağ Pazarlama işinin gerçekte sadece bir para kazanma işi olmadığını, olamayacağını, aslında tam anlamı ile bir özgürleşme projesi olduğunu da yıllar sonra anlayacaktım)
"Bu alan henüz keşfedilmemiş bakir bir alan" şeklinde düşünüyordum.
O kadar büyük bir ticari zekaya sahiptim ya, olayı hemen çözüvermiştim.
Deliler gibi çalışıyordum.
Liste yap.
Davet et.
Sunum yap.
Devam et...
Davet et.
Sunum yap.
Devam et...
Çok kısa bir süre sonra hemen hemen herkesin bu işi biliyor olduğunu farkettmiştim.
Benden evvel öğrenmişler!
İnsanlar bana "Yavuz yeni mi öğrendin sen bu şekilde bir iş olduğunu. Günaydın!" diyorlardı.
İnsanlar bana "Yavuz yeni mi öğrendin sen bu şekilde bir iş olduğunu. Günaydın!" diyorlardı.
Şok olmuştum.
İlk büyük tokatları ve yumrukları da en yakınlarımdan yemiştim.
En yakın arkadaşlarım, ailemden başlayarak insanlar, muhtemelen sadece benim bilmiyor olduğum bir firmayı ve işi onlara heyecanla anlatışım karşısında gülüyorlardı.
En yakın arkadaşlarım, ailemden başlayarak insanlar, muhtemelen sadece benim bilmiyor olduğum bir firmayı ve işi onlara heyecanla anlatışım karşısında gülüyorlardı.
Benimle dalga geçiyorlardı.
“Neyse sen bi yap bakalım. Sonra bakarız biz de…"
Moralim gerçekten çok bozulmuştu.
“Galiba bir hata yaptım” diye düşünmeye başlamıştım.
"Bu hatanın neresinden dönersem kardır. Kendimi daha fazla düşürmeyeyim" diye düşünmeye başlamıştım.
Sponsorumu aradım.
"Bu işi herkes biliyor. Ben sadece ben biliyorum zannediyordum. Olmuyor bu iş! Bırakacağım ben. İnsanlarla uğraşmak ne zor işmiş"Sponsorum:
“Galiba bir hata yaptım” diye düşünmeye başlamıştım.
"Bu hatanın neresinden dönersem kardır. Kendimi daha fazla düşürmeyeyim" diye düşünmeye başlamıştım.
Sponsorumu aradım.
"Bu işi herkes biliyor. Ben sadece ben biliyorum zannediyordum. Olmuyor bu iş! Bırakacağım ben. İnsanlarla uğraşmak ne zor işmiş"Sponsorum:
Laleciğim, onlar normal insanlar. Eğer onlara inanırsan, senin onlardan bir farkın kalmaz ve normal bir hayat yaşarsın. Hayallerin eğer anormalse o zaman anormal bir şeyler yapmalısın. Hayallerin, diğer insanların hayallerinden farklı ise farklı olmalısın. Bu işe eğer insanlar olmaz diyorlarsa, senin başaramayacağını söylüyorlarsa, sana gülüyorlarsa, senin şu an yaşadığın duyguyu bu işte dünya markası olmuş elmas liderlerin hepsi yaşadıysa ve sonunda başarılı olmuşlarsa -tabi ki son karar senindir- ama doğru yoldasın ablacığım. Aynen devam et ve asla pes etme!"
Bir yol ayrımına gelmiştim.
“Ya tamam ya devam” demem gereken bir durum.
İnsan hayatında bu tür yol ayrımlarını yaşar.
Kime inanacağıma karar vermem gerekiyordu.
İnsanlara mı? Sponsoruma mı?
Sponsoruma inanmaya karar verdim.
Bu kararımı verirken neyi nasıl değerlendirdiğimi tam olarak hatırlamıyorum.
Belki kalbimin sesini dinledim. Bilmiyorum.
İnan ki sebebini çok düşündüm ama bulamadım.
Bu aşamada verdiğim karar şu idi “Ne olursa olsun asla ama asla bırakma!”
İnsan hep karar alan bir yaratık.
(Duruma göre kararlarını tekrar gözden geçiriyor ve yeni kararlar alabiliyor. Benim başıma gelen de buydu)
Sponsoruma inanmayı tercih etmiştim.
Yaşamımızın nasıl olacağını kararlarımız belirliyor.
Aslında tam olarak hatırlamakta zorlanıyorum ancak, galiba “bir süre daha” devam etmeye karar vermiştim.
Dikkat edersen temkinliyim. Kesin, net ve büyük kararlar alamıyorum. İnsanoğlu herşeyi zamanla öğreniyor.
Karar alabilme becerisini de zamanla kitaplardan, eğitimlerden öğreniyor.
Karar alabilme becerisini de zamanla kitaplardan, eğitimlerden öğreniyor.
Sponsorum belli ki bu sektörün asgari de olsa bir eğitim terbiyesinden geçmişti.
Bana çok önemli bir şey söylemişti. “Lale onlar normal insanlar!”
Yıllar geçmesine rağmen unutamadığım bir cümle olarak hafızama kazındı bu cümle.
Normal birisi olarak ancak, normal bir hayat yaşayabilirdim.
Sıradışı bir hayatım olmasını istiyorsam eğer, sıradışı bir iş yapmalıydım.
Bu sektörde yıllar içinde bir de şunu öğrenecektim.
Çoğunluk her zaman yanılır!
Çoğunluktan birisi olma.
O seminerde normal insanların nasıl anormal gelirler elde edebildiğini görmüştüm.
İşin nasıl yapılacağı ile ilgili çok detaylı eğitimler yoktu ancak, bu iş sayesinde hayat standartlarımın gelebileceği noktaları görmüştüm.
Gerisi teknik ayrıntılardı. Bir şekilde nasıl olsa öğrenirdim.
Davetler alıyordum.
Sunumlar yapıyordum ancak, hiç kimse bana katılmıyordu.
Sunumlar yapıyordum ancak, hiç kimse bana katılmıyordu.
Her bir HAYIR cevabı beni derinden sarsmaya başlamıştı.
Acı veriyordu.
Usanç hissi veriyordu.
Usanç hissi veriyordu.
Tekrar bırakmayı düşünmeye başladım.
Bazen, yaptığım işin ne kadar saçma bir iş olduğu hissi geliyordu.
Kendimi utangaç birisi olmadığıma inandırmak istiyordum.
Motive etmeye çalışıyordum.
Bir düşüncem de şuydu “Ben bir öğrenciyim. O sebeple evet demiyorlar”
Çevremdeki insanların çoğu cepte parası olmayan öğrencilerdi.
(Aslında hepsi bahane ancak, bunu o zaman bilmiyordum ki!)
Artık dayanacak gücüm kalmamıştı.
Sponsorumu da aramadım ve bıraktım.
İnsan bazen yaşadığı zor durumlarda daha evvelden almış olduğu radikal kararlarını unutuyor.
“Asla bırakmayacağım!” ancak sonra unutuyor.
Değişik bir çevreye ve iş çevresine, para kazanan insanların olduğu çevreye girmiş olmak bende endüstriye tekrardan başlama isteği uyandırdı.
Öyle ya, artık çevremde öğrenciler yoktu.
Parası olan insanlar vardı.
Artık başarılı olabilirdim.
Üniversite çevresi nasıl bir çevreyse, çalışan insanların bulunduğu çevrenin de aslında aynı olduğunu farketmem için çok zaman geçmesi gerekmedi.
Şu dersi çıkarttım.
"Kızım Lale. Bahanelerinin arkasına saklanma. Bu işte başarısız öğrenci varsa başarılı öğrenciler de var. Bunu gözlerinle gördün. Geçen gün gittiğin seminerdeki o kız kariyer basamaklarını hızla tırmanıyor. Sen hala neyden bahsediyorsun. Dolayısı ile şunu bil ki ; bu işte başarılı doktor başarısız doktor, başarılı avukat başarısız avukat, başarılı ev hanımı başarısız ev hanımı, başarılı öğretmen başarısız öğretmen, başarılı öğrenci başarısız öğrenci de var. Dolayısı ile aklını başına topla ve saçmalama. Yapacaksan yap, yapmayacaksan da bırak"
"Kızım Lale. Bahanelerinin arkasına saklanma. Bu işte başarısız öğrenci varsa başarılı öğrenciler de var. Bunu gözlerinle gördün. Geçen gün gittiğin seminerdeki o kız kariyer basamaklarını hızla tırmanıyor. Sen hala neyden bahsediyorsun. Dolayısı ile şunu bil ki ; bu işte başarılı doktor başarısız doktor, başarılı avukat başarısız avukat, başarılı ev hanımı başarısız ev hanımı, başarılı öğretmen başarısız öğretmen, başarılı öğrenci başarısız öğrenci de var. Dolayısı ile aklını başına topla ve saçmalama. Yapacaksan yap, yapmayacaksan da bırak"
Bunu kendime söylüyordum ancak, bunun uygulamasını yapmak benim için çok kolay değildi.
Sebebi yine aynıydı.
Ben belli bir hızda belli sayıda müşteri ve adayla iletişime geçemiyordum.
Sebebi yine aynıydı.
Ben belli bir hızda belli sayıda müşteri ve adayla iletişime geçemiyordum.
Bir süre bazı insanlara yaptığım ürün satışından sonra bir türlü ekip kuramıyordum.
Yine bıraktım. Olmuyordu işte.
"Kastırmanın bir anlamı var mı?" diye düşündüm.
İçimdeki Network sektörü beni ara ara yine yokluyordu.
Dedim ya..bulaştı mı bırakmaz.
Sen bırakmaz istesen de bu sefer o seni bırakmaz.
Ben içimden "yok" diyordum "kusura bakma. Buraya kadarmış"
Yine bıraktım. Olmuyordu işte.
"Kastırmanın bir anlamı var mı?" diye düşündüm.
İçimdeki Network sektörü beni ara ara yine yokluyordu.
Dedim ya..bulaştı mı bırakmaz.
Sen bırakmaz istesen de bu sefer o seni bırakmaz.
Ben içimden "yok" diyordum "kusura bakma. Buraya kadarmış"
Yine de arada sırada Gökhana endüstri ve çalışma prensibinden bahsetmeden edemiyordum.
Bu iş beni yine dürtüyordu.
Amiyane tabirle "Kaşıntım vardı".
Bu dürtmelerin artması sonunda ben yine liste yapmaya ve sunum yapmaya başlamıştım.
Gökhanı de fazla ürkütmek istemiyordum.
O ara bir arkadaşım bana evet dedi.
Aman Allahım ! N'oluyor ? Kıyamet alameti.
Ben birisini sponsor ettim. Şoke olmuştum.
İşe ivme kazandırmaya başlamıştım.
İvme kazandırmaya başlayınca doğal olarak eve gidiş saati gecikmeye başlamıştı.
GÖKHAN bir gün beni sunum yaparken yakaladı.
Network sektörüne karşı inanılmaz derecede önyargılıydı.
Bu iş beni yine dürtüyordu.
Amiyane tabirle "Kaşıntım vardı".
Bu dürtmelerin artması sonunda ben yine liste yapmaya ve sunum yapmaya başlamıştım.
Gökhanı de fazla ürkütmek istemiyordum.
O ara bir arkadaşım bana evet dedi.
Aman Allahım ! N'oluyor ? Kıyamet alameti.
Ben birisini sponsor ettim. Şoke olmuştum.
İşe ivme kazandırmaya başlamıştım.
İvme kazandırmaya başlayınca doğal olarak eve gidiş saati gecikmeye başlamıştı.
GÖKHAN bir gün beni sunum yaparken yakaladı.
Network sektörüne karşı inanılmaz derecede önyargılıydı.
Gökhan benim kendimi bu işle nasıl yıprattığımı görüyordu.
Bir gün bana söyle bir şey sordu.
Hiç unutmuyorum.
"Bu işi neden internetten yapmıyoruz biz?"
Ben (bu işi çok iyi biliyorum ya) direkt olarak hayır dedim.
Bu işin yapılması için 5 duyunun aynı anda devrede olması gerektiğine inanmıştım.
Bize bu öğretilmişti.
Otomatik olarak Şule'ye hayır demiştim fakat, içime bir şüphe de düşmüştü.
O gece internete girdim.
"İnterneti kullanarak acaba Network yapılabilir mi?" sorusuna yanıt aramaya başladım.
Google'da arama yapmaya başladım.
Amerika'da yaşayan bazı insanların yayınlamış oldukları bazı içerikler karşıma çıkmıştı.
İçlerinden bir tanesi çok ilgimi çekmişti.
Liste dahi yapmaya gerek olmadığından, sunum yapmaya gerek olmadığından bahsediyordu.
Hiç kimseyi telefonla aramana gerek yok diyordu.
"Ben de bir zamanlar liste yaptım, sunum yaptım ancak, başarılı olamadım. Usandım ve bıraktım" diyordu.
Hiç kimseye sunum yapmadan da bu işin yapılabileceğinden bahsediyordu.
İlk etapta "Düşünmesi bile ne kadar güzel. Ne güzel bir fantezi" diye düşündüm.
O kadar çok başarız olmuştum ki artık, bu tür düşünceleri sırf muhabbetine öylesine okuyordum.
Ama ilgimi de çekmişti.
Bir tarafımda "Ya doğruysa" diyordu.
Öğrenmeye açık olma durumu böyle bir şey işte.
Network sektörü ile ilgili her şeyi öğrenme konusunda hep çok meraklı oldum
Umarım sen de öylesindir.
Kader de, şans de ne dersen de...
Sanıyorum Napoleon Hill - "Düşün ve Zengin Ol" kitabında şuna benzer bir şey söyler.
Şifanın nereden, kimden, ne zaman ve hangi kılıkta geleceğini asla bilemezsin!
Hiç beklemediğim bir anda karşıma çıkan bu fikir benim finansal anlamda şifam olmuştu.
Kader de, şans de ne dersen de...
Sanıyorum Napoleon Hill - "Düşün ve Zengin Ol" kitabında şuna benzer bir şey söyler.
Şifanın nereden, kimden, ne zaman ve hangi kılıkta geleceğini asla bilemezsin!
Hiç beklemediğim bir anda karşıma çıkan bu fikir benim finansal anlamda şifam olmuştu.
Herkesin bir zamanı var
Ben hep buna inanırım.
Allah karşına ne zaman nasıl bir fırsat çıkartır bilmiyorsun.
Bu bazen bir firma olabilir.
Bu bazen bir kitap olabilir.
Bu bazen bir insan olabilir.
Bilemiyorsun...
Bu galiba insanın kendisini, kalbini şifaya açık tutması ile ilgili bir şey.
Dua etmesi ile ilgili bir şey.
Şükretmesi ile ilgili bir şey.
Allah senin de hep gönlüne göre versin.
Kalbinde ne varsa onu yaşarsın inşallah!
Bu network sektörü gerçekten çok acımasız bir sektördür.
Zayıf olmayı asla affetmez.
Hep güçlü olmak zorundasın.
Sen eğer onunla oynamaya kalkarsan o da seninle oynar.
Girişimciliğin doğasında, kalbinde, merkezinde olan şey de bu herhalde.
Network sektöründeki distribütörler yaptıkları işten keyif almıyorlar.
Keyif alamıyorlar.
Hepsinde korku hakim.
Her şey korkunun egemenliğinde gidiyor.
Korkunun olduğu yerde başarı olamaz.
Distribütörler insanlarla tanışmaktan korkuyorlar.
İnsanlarla konuşmaya korkuyorlar.
Davet etmeye korkuyorlar. Çekiniyorlar.
Reddedilme Korkusu
Reddedilmekten korkuyorlar.
"Ya bana hayır derse..."
"Ya arkadaşlarım benimle dalga geçerse."
Egolar
Veya egoları onu daha zengin bir hayatı yaşamaktan alıkoyuyor.
"Ben avukatım satamam"
"Ben doktorum satamam"
"Ben mühendisim satamam"
Başarız Olma Korkusu
Başarız Olma Korkusu yaşıyorlar.
"Ya başaramazsam!"
"Ya kimseyi kaydedemezsem"
"Ya rezil olursam"Başarılı Olma Korkusu
Bir de "Başarılı Olma Korkusu" diye de bir şey varmış.
Onu da bu sektörde öğrenmiş olduk.
Tuhaf ama gerçek.
Belki sen de tıpkı benim gibi "İnsan başarılı olmaktan neden korksun ki?" diye düşünüyorsun.
Korkarmış işte. Kitaplarda yazıyor.
Bu da bir korku türü."Birisini sponsor edersem ne yaparım?"
"Eğer başarılı olamazlarsa bunun sebebi acaba ben mi olurum?"
"Ya büyük bir ekip kurarsam ve beni binlerce kişi önünde konuşma yapmaya davet ederlerse."
Ben hep buna inanırım.
Allah karşına ne zaman nasıl bir fırsat çıkartır bilmiyorsun.
Bu bazen bir firma olabilir.
Bu bazen bir kitap olabilir.
Bu bazen bir insan olabilir.
Bilemiyorsun...
Bu galiba insanın kendisini, kalbini şifaya açık tutması ile ilgili bir şey.
Dua etmesi ile ilgili bir şey.
Şükretmesi ile ilgili bir şey.
Allah senin de hep gönlüne göre versin.
Kalbinde ne varsa onu yaşarsın inşallah!
Bu network sektörü gerçekten çok acımasız bir sektördür.
Zayıf olmayı asla affetmez.
Hep güçlü olmak zorundasın.
Sen eğer onunla oynamaya kalkarsan o da seninle oynar.
Girişimciliğin doğasında, kalbinde, merkezinde olan şey de bu herhalde.
Network sektöründeki distribütörler yaptıkları işten keyif almıyorlar.
Keyif alamıyorlar.
Hepsinde korku hakim.
Her şey korkunun egemenliğinde gidiyor.
Korkunun olduğu yerde başarı olamaz.
Distribütörler insanlarla tanışmaktan korkuyorlar.
İnsanlarla konuşmaya korkuyorlar.
Davet etmeye korkuyorlar. Çekiniyorlar.
Reddedilme Korkusu
Reddedilmekten korkuyorlar.
"Ya bana hayır derse..."
"Ya arkadaşlarım benimle dalga geçerse."
Egolar
Veya egoları onu daha zengin bir hayatı yaşamaktan alıkoyuyor.
"Ben avukatım satamam"
"Ben doktorum satamam"
"Ben mühendisim satamam"
Başarız Olma Korkusu
Başarız Olma Korkusu yaşıyorlar.
"Ya başaramazsam!"
"Ya kimseyi kaydedemezsem"
"Ya rezil olursam"Başarılı Olma Korkusu
Bir de "Başarılı Olma Korkusu" diye de bir şey varmış.
Onu da bu sektörde öğrenmiş olduk.
Tuhaf ama gerçek.
Belki sen de tıpkı benim gibi "İnsan başarılı olmaktan neden korksun ki?" diye düşünüyorsun.
Korkarmış işte. Kitaplarda yazıyor.
Bu da bir korku türü."Birisini sponsor edersem ne yaparım?"
"Eğer başarılı olamazlarsa bunun sebebi acaba ben mi olurum?"
"Ya büyük bir ekip kurarsam ve beni binlerce kişi önünde konuşma yapmaya davet ederlerse."
Bu sektör gerçekten çok acımasızdır Lale.
Kapitalist dünya acımasızdır.
Daima en güçlüler ayakta kalır.
Eğer zayıfsan, yok olur gidersin.
Kapitalist dünya acımasızdır.
Daima en güçlüler ayakta kalır.
Eğer zayıfsan, yok olur gidersin.
Bu e-mail kursu hayatında aldığın belki de en güzel hediyelerden birisi olabilir.
e-kamp sana öncelikle senin kim olduğunu ve nasıl birisi olduğunu gösterecektir.
Sana ayna tutacaktır.
Zayıf yönlerin neler, güçlü yönlerin neler, bunları öğretecektir.
Daha sonra da, en sonunda olmak istediğin forma nasıl dönüşürsün, bunun formülünü öğretecektir.
e-kamp sana öncelikle senin kim olduğunu ve nasıl birisi olduğunu gösterecektir.
Sana ayna tutacaktır.
Zayıf yönlerin neler, güçlü yönlerin neler, bunları öğretecektir.
Daha sonra da, en sonunda olmak istediğin forma nasıl dönüşürsün, bunun formülünü öğretecektir.
Korkularımın esiri olmuştum
Sürekli tereddüt yaşıyordum.
Korkularım beni esir almıştı.
Beni korkularım yönetiyordu.
Gerçek sorun burada işte
Senin korkuların neler?
Korkuyu, şüpheyi bertaraf ettiğin anda network sektöründe başarı gelmeye başlar.
Kendini korkudan arındırmalısın.
Bununla ilgili kitaplar mutlaka vardır.
Bul onları ve oku. Öğren.
Eğer bilirsen korkmazsın.
Hep iyi şeyler bekle.
Hep iyi şeyler ümit et.
Daha fazla adayın seninle temas kurmasını bekle.
Daha fazla müşterinin seninle temas kurmasını bekle.
Bu gerçekleşiyor. Emin olabilirsin. Benim için gerçek oldu.
Peki senin için nasıl olacak? İşte ben sana bunu öğretmek için buradayım.
Bununla ilgili kitaplar mutlaka vardır.
Bul onları ve oku. Öğren.
Eğer bilirsen korkmazsın.
Hep iyi şeyler bekle.
Hep iyi şeyler ümit et.
Daha fazla adayın seninle temas kurmasını bekle.
Daha fazla müşterinin seninle temas kurmasını bekle.
Bu gerçekleşiyor. Emin olabilirsin. Benim için gerçek oldu.
Peki senin için nasıl olacak? İşte ben sana bunu öğretmek için buradayım.
Her gün yeni bir taktik
Aklıma her gün yeni bir taktik geliyordu.
"Harika bir fikir" diyordum. Onu deniyordum.
"Artık mucize gerçekleşecek ve bu sefer başaracağım" diyordum.
"Çok para kazanacağım" diyordum.
Özgür olacaktım.
Bunları düşünüyor, hayal ediyor ve başlıyordum uygulamaya.
"Bu sefer şeytanın bacağını kesin kıracağım" diyordum.
Fakat sonuç, her seferinde hüsran.
Bir gün şunu öğrendim.
Paranın peşinden koşmak beni zengin yapmayacaktı.
Bunu bir kitapta okumuştum.
Parayı kovalamamalısın Lale.
Hep başarıyı kovala.
Parayı kovalarsan para senden kaçar.
Kaderimin değiştiği an...
Ben hep şuna inanmışımdır arkadaşım, HERKESİN BİR ZAMANI VAR! Senin de bir zamanın olacak. Mutlaka olacak!
Seni maasli olarak ise almak istedigimi, maasinin da 30,000 TL oldugunu, yapman gereken isin de sadece bir ay boyunca –evet veya hayir demelerine bakmaksizin- her gün örnegin 30 tane adayi aramak oldugunu söylesem, kabul eder miydin ? Büyük olasilikla kabul ederdin. O halde soru su ; nicin ayni seyi kendin icin yapmiyorsun veya bundan korkuyorsun ?Egomuzu isimizden arindirmaliyiz.Egomuzdan kurtulmaliyiz.
Maasli bir iste o aramalari yapiyoruz cünkü, maasli bir iste olmak bizi konunun disinda tutuyor. Ister evet desinler ister hayir desinler. Bize ne ki diye düsünüyoruz. Bu bizi korkutmuyor cünkü, baskasinin isindeyiz. Reddedilen biz degiliz çünkü...
Satışla ilgili bazı gerçekler...
Yeryüzünde satışta başarılı olmadan zengin olmuş bir Allah'ın kulu yoktur. Eger amacın, finansal olarak özgür olmaksa (çok parayı kastetmiyorum) s a t m a k z o r u n d a s ı n.
Eger bilmiyorsan da ögrenmelisin. Satis ve Pazarlama üzerine bugüne kadar kaç tane kitap okudun ?Tüketici psikolojisi üzerine kaç tane kitap okudun ?Bunlari kafani bosaltan, beynini uyusturan TV dizilerinden ögrenemezsin.Bu kamp süresince sana satis ve pazarlamanin az bilinen sirlarini da ögretecegim.Ve tamamen beleş..Tek kurus talebim olmayacak.Ne şimdi, ne de gelecekte.Rahat olabilirsin.Bu e-kamptaki bilgiler işine yarayacak mı bilmem ama derslerin bazı bölümlerde nefes almayı unutacağını sana garanti edebilirim."Ben satis ve pazarlama yapamam, ayni zamanda ögrenemem" de diyorsan, MLM sana göre degil. Eğer şu anda Network Marketing yapıyorsan derhal, tek bir saniye daha geçirmeden birakmani veya eger henüz girmediysen de uzak durmanı ve bu endüstriye asla girmemeni öneririm. Burada sana Network Marketing endüstrisinin bilmem kaç yüz milyarlarca dolarlık bir endüstri olduğundan, sıradan insanların nasıl sıradışı kazançlar elde ettiği geyiğini yapacağımı düşünüyorsan yanılırsın.Bunu sen de biliyorsun veya araştırıp bulabilirsin.
Network Marketing'de para kazanmak icin 3 şeye ihtiyaç var ;
1.Sürekli yeni aday jenerasyonu sağlaman gerekir.
2.Kayıt yapma (sponsorluk) becerilerinin olması gerekir.
3.Bunu nasıl basardıgını başkalarına da ögretmen gerekir.
Kısaca şöyle diyelim ki aklımızda kalıcı olsun ;
1.Aday bul
2.Kayıt yap
3.Ögret
Bu kampta sana bu adımları ögretecegim. Ne yapman gerektigini adim adım söyleyecegim. Bu kampta ögrenecegin strateji ve taktiklerin kitapcilarda satilan kitaplarda, firmalarin MLM toplantilarinda bulabilecegin türden strateji ve taktikler olmayacagini, alisilagelmis MLM strateji ve taktiklerinin biraz disinda olacaklarini söyleyebilirim.
Şimdi senden sunu yapmani istiyorum. Şu andan itibaren, bu kampta sana ögretecegim strateji ve taktikleri tam anlamıyla ögreninceye kadar, Network Marketingcilerin yaptıklari en büyük stratejik yanlışlar olan şu yanlısları asla yapma.
1. Senden istemedikleri sürece, iş fırsatını ve ürününü hiç kimseye sunma. Buna gerek yok çünkü, sonuç üretmiyor!
2. Senden istemedikleri sürece, hiç kimseye iş planı gösterme. Buna gerek yok çünkü, sonuç üretmiyor!
3. Senden istemedikleri sürece, bir tek kimseye daha fırsat ve ürün tanıtıcı e mail gönderme veya sosyal medya sitelerinde (Facebook, Twitters vs) benzer paylaşımlar yapma. Buna gerek yok çünkü, sonuç üretmiyor!
Bu e-kamptan sonra, internetin hayatımıza girmesiyle, artik tarihin derinliklerine çoktan gömülmüş, eski, kara düzen MLM strateji ve taktiklerinin bir salon dolusu insana anlatılmaya çalısıldıgı o sıkıntılı toplantılara gitmek zorunda kalmayacaksın. Açık konusuyorum...Artik sen, aday aramak zorunda degilsin. Sana adayları sponsor etmenin çok az bilinen strateji ve taktiklerini ögretecegim. Hatta ve hatta, bu adaylar sana "Lale, bize ayıracak vaktin var mı ?" diye soracaklar. İş planını bir de senden dinlemek istediklerini söyleyecekler. Hatta içlerinden bazıları sana, belki de daha ilk görüşmenizde, eger sen uygun görürsen, senin network ekibine katılmak için hazır olduklarını söyleyecekler. Şaka gibi ! Öyle degil mi ? İnanması zor ama bu dogru...Nasıl mı bu kadar emin olabiliyorum ? Çünkü, bunu ben yaşadım.
50 gün sonra, bu e-kampın sonunda, artık hiç kimseden HAYIR kelimesini duymuyor olacaksın.
Evet yanlış duymadın...Tekrar etmemi ister misin ? Artık kimseden HAYIR kelimesini duymuyor olacaksın. Dahası, adaylara EVET veya HAYIR diyen kişi SEN olacaksın. İstedigin insanla çalışacaksın, istemediginle çalışmayacaksın.
Saglık, başarı, zenginlik, bolluk, her şey bilinçaltını nasil programladiginda sakli.Mağara devrimizden bugüne kadar, bu kusursuz sistemin nasil işledigini görmek, isitmek ve hissetmek için bu kursa katıldın.Hangi MLM firmasinda oldugunun hiç bir önemi yok. Bu kamp belli bir firmanin distribütörlerine hitap etmeyecek. O nedenle rahat ol. Burada hiç kimse sana bir şey satmaya çalışmayacak.Sadece arkana yaslan ve bu ücretsiz egitimin tadini cikart.
Tekrar hos geldin diyorum.
...
Yorumlar
Yorum Gönder